22 Ağustos 2010 Pazar

SEKÜLER EĞİTİMLİ METAFİZİK HIYARTO

Tamamen seküler eğitim aldıkları halde metafizik havari kesilen hıyartoları anlamak mümkün değil.
Günümüzün en vahim hastalıklarından biri de şüphesiz dünyevi bakımdan itibar ve kazanımı yüksek olan tahsiller ikmal edildikten sonra bu müspet ilimlerle insanat, ecinni taifesini, hayvanatı ve ne-batatın nabzını tamamen tutamayan ve tutamadığı için gizemli ha­vadan istifade edip ki, (kurt dumanlı havayı sever) atasözünde olduğu gibi insi ve ecinniyatı tanzim ve tahlil içun uzaktan ve yakından hiç­bir alakası olmadığı metafizik disiplin ve hiçbir terbiyeden geçmediği halde dini bir cemaatin baronu olan zevatı kiram bir de bakıyorsunuz ki meşhur bir kolejden sonra tıp, hukuk, mülkiye, mühendislik, as­kerlik, polislik eğitimlerinden sonra büyük bir İslam alimi kesilmiş-ler ve hatta dini lider çıkıvermişler ve cümle aza ve cevarihlerinden öptürüyorlar, işte tam yeri gelmişken söylemekten kaçınamayaca-ğım bir zulmü ifade etmek isterim. Vakti zamanında hiçbir dini eği-timi olmayan emekli bir zatın yazdığı ilmihalin maharetiyle memleketimizin yüzlerce ve hatta binlerce evlatlarının abdestiniz ge­çersizdir zehabıyla sağlam dişleri sökülmedi mi? Bunlardan birisi olan kıymetli Sefer Amcamız bize acı hatıratını anlatırken evladım genç yaşta o güzelim sağlam dişlerimi bana hem de Allah rızasıymış gibi söktürdüler diye ağlamaklı bir şekilde mükalememizde bizim milletimizin din vatan ve bayrak için milyonlarca şehidimizin yattı-ğını, birkaç dişin hiçbir anlam ifade etmeyeceğini acı acı terennüm etsek de bu kadar hassas konuların nasıl istismar kabul etmediğini hep beraber yaşıyoruz. Yani elin gavurunun din afyondur demesine gel de hak verme. Gerçekten eğer din yanlış kullanılırsa insanoğluna yaptıramayacağı şeyin olmadığını asrımızda fazlasıyla yaşamıyor de-ğiliz. İntihar komandosu olmanın bunun en güzel ispatı olduğunu herkes biliyor.
Bu din istismarı sadece İslam için değil bütün inançlar için ge­çerlidir. Medyadan zaman zaman sapık tarikatların ve uygulamaları-nın hep şahidi olmuşuzdur. Geçen sene birisi bir zavallıya telefon ediyor. Kendini tanrı olarak tanıtıyor ve talimat vererek hem de An-kara’nın göbeğinde Kızılay’da falan adama git o benim resulümdür ona bir milyon dolar ver diyor. O da tıpış tıpış gidip o parayı ona tak­dim ediyor. Bu olayı hepimiz basından okuduk. Demek ki gerekirse inanç afyon olarak da kullanılabiliyormuş. En zavallı üslubuyla bir din, sizin sağlam dişlerinizi size din adına söktürebiliyorsa siz de ce­haletinizin kurbanı olarak dişçi koltuğuna oturup genç yaşta kendi isteğinizle protez takma dişlere Allah rızası için müstahak olabili-yorsanız yarın mahşerde Tanrı sizi iki defa cezalandıracaktır. Birin­cisi kendi dininizi sağlam kaynağından öğrenmeyip ısmarlama esnaftan öğrendiğiniz için ikincisi de boşu boşuna kendinize eziyet edip sağlığınızı kaybettiğiniz için durumunuz pek de iç açıcı değildir.
Geçenlerde muhafazakâr bir diş tabibi bu konuyu inceleyip dile getiriyordu. Güya dolgu harammış. Çünkü guslü engelliyormuş. Se­bebine gelince de boş dişte yemek artığı olunca gusül olmazmış. Adamcağız feryat ederek yahu biz diş dolgusunu yemek artığıyla mı dolduruyoruz demişti.
Yine vakti zamanında Asitanemizin tanınmış bir mescidinde ikindi namazını eda etmeye vasıl olmuştum. Cemaate yetişmediğim için yalnız başıma tam tapınacakken şalvarlı, sakallı ve de külahlı göbekli ve ensesiyle kafasının kalınlığı birbiriyle mütenasip bilahare mesle-ğini de öğreneceğim bir Makine Yüksek Mühendisi hey çocuk bak­sana cemaat olalım dedi. Tam otuz yıl geçti bu hadisatın üzerinden ancak içime o kadar işlemiş olacak ki hiç ama hiç unutamıyorum. Ben teoloji tahsil ettiğim halde benim imamlık yapmama fırsat ver­meden hemen önümüze geçip bize imamlık yapıp namaz kıldırdıktan sonra bize dönerek hey cemaat siz var ya siz kâfir ve de domuz ol­dunuz diye seslendi. Amca niçin domuz olduk diye sorunca da siz imamdan önce secdeden başınızı kaldırdığınız için domuz oldunuz demişti. Nereden okudun deyince kavga gürültü kendi cemaatinin sürekli okuduğu bir hadis kitabından okuduğuna göre bir insan imamdan önce başını kaldırınca domuz olarak haşr olacakmış. Tabi zavallının ilahiyat nosyonu olmadığından dolayı lafı tersine anla-mıştı. Hâlbuki imam demek sadece cami görevlisi anlamını havi de-ğildi. Oradan bir müslümanın devlete ve devlet adamlarına başkaldırmasının domuzluk olarak değerlendirildiğini anlamamış ve anlamadığı gibi anlamaya da niyeti yoktu. Ben o zavallıya beyefendi ben bu işin tahsilini yaptım, lütfen bilmediğiniz işlere karışmayın de-diğimde adeta kuduruyordu ve hemen kendisinin seküler gücünden bahsediyordu. Kendisine mademki dine bu kadar heves ediyorsunuz niçin teoloji tahsil etmiyorsunuz diye sorduğumda, biliyorsun dini tahsilin maddi bir getirisinin olmadığını öne sürüyordu. Ben de, öy­leyse bakın ne güzel mühendis olmuşsunuz. Kendi mesleğinizle ilgili mütalaalarda bulunsanız daha faydalı olursunuz deyince de mühen­dislikte zirve yaptığını ve hatta fabrikatör olduğunu bütün dünyevi zevkleri fazlasıyla en marjinal noktasına kadar yaşadığını, din üze­rinden de nostalji yaşadığını, Osmanlı ve daha önceki heyulayla he-yulalandığını bu tarihi kıyafetle hem gurabaya fark attığını ve hem de kendisini Kanuni Sultan Süleyman zannettiğini bu işinde bir çeşit tatmin olduğunu itiraf edince, yahu muhterem çok güzel ne yapı-yorsanız yapın. Ancak dinimizin yakasından elinizi çekin çalap aş-kına deyip kavgayla ayrıldık.
Beyler lütfen bu çağdaşlaşma serencamında herkes kendi ihtisa-sına göre uğraşı yapsın. Sizin tuzunuz kuru dünyalık derdiniz olma-dığı gibi uhrevi mükalemeyi de uhdenize aldınız. Siz aslında dincilik faaliyeti yapıp dini ticarete, siyasete ve bütün hayatınıza alet edip ondan nemalanmanıza rağmen teolojik hiçbir disiplinden de geçme-miş olmadığınıza rağmen hep durumdan vazife çıkarıp kendi men­faatlerinizi dinin en temel kuralları olarak telakki ettiğiniz halde bu dini konuların esas sahibi ve mütehassısı olan ilahiyatçılarla da hep dalga geçtiniz. Son zamanlarda marjinalleşerek medyaya malzeme olan ilahiyatçılar da sizin eserinizdir. Onlar da bir bakıma kader kur-banı oldular. Tekrar rica ediyorum işi ehline bırakın. Kendi işinize bakın. Bu güne kadar yaptığım araştırmalarda üzülerek şahit oldu-ğum sonuçta (her zaman istisnalar kaideyi bozmaz. Kendi işini doğru dürüst icra eden herkese saygımız sonsuzdur. Keza dini hizmetler için de aynı şey geçerlidir.) karşılaştığım cemaat, cemiyet, dernek, vakıf, sivil toplum kuruluşları bazında legal veya illegal dini mahiyet taşıyan oluşumlarda bir de bakıyorsunuz ki çalınan enstrüman ta­mamen din veya dini endeksli olduğu ve istismarın haddinin çok aşıl-dığını, ancak gel görelim tiyatroyu oynayanların ciddi bir şekilde gerek resmi ve gerekse özel olsun din eğitimiyle hiçbir alakasının ol-madığı gerçeğidir. Şahsen bu gibi organizasyonların başında bazı teologlarla karşılaştığımda işin daha ciddi tutulduğuna hep şahit ol-muşumdur.
Bütün bu tecrübelerin kutsal dinimizin aslında dinle hiçbir ala-kası olmayan tamamen seküler mahiyette diplomaları olan zevat ta-rafından istimal edildiğini, hatta isim isim verebilecek bilgi ve beceriye sahibim. Bunların namlarını yazıp mahkemelik olmak iste­miyorum. Buna ne zamanım ne de param müsait değil. Ancak size bir mühendislik profesörünün kendisini şeyhülislam ilan etmesinin ve birçok insanımız tarafından da kabul görülmesinin içinde bulundu-ğumuz vahametin ne seviyede olduğunu gösterse gerektir. Bu kadar hıyartoluğa ne dense yeridir. Hayır ve şer Yüce Çalaba malumdur. Vesselam!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder